Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bölgenin stratejik konularında uzman Abdülbari Atvan, Rayu-l Yavm haber merkezinde yayınlanan makalesinde şunları yazdı: Alanda yaşanan gelişmelerin tümü Salı gününden itibaren sakinleşmeye doğru ilerleyen 5 günlük ateşkesin ardından kararlılık fırtınası operasyonunun söz konusu ateşkesin Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry ile Suudili mevkidaşı Adil el-Cubeyr’i arasında yapılan müzakerelerden sonra sağlandığına işaret ediyor. Fakat aynı zamanda bölgenin diğer bir parçasına saldırmak için güçlerini hazırlayan başka bir fırtınanın yolda olduğunu da göstermektedir. Bu fırtınanın hedefi, Suriye’dir.
Türkiye resmi olarak Yemen operasyonuna katılmadı ancak Suriye’ye yapılan eski-yeni saldırının içinde yer almaktadır; öyle ki Türkiye, Arabistan ve Katar’dan oluşan üçlü koalisyon aralarındaki bütün ihtilafları kenara koydular ve İran’ı en güçlü ve en önemli arka bahçesinde yani Suriye’de vurmak için karar aldılar. Bu kararın arkasında Amerika’nın desteği ve koordinasyonu da vardır.
Suudi Arabistan’ın yeni kralı Selman bin Abdülaziz’in yönetimin başına gelmesinden bu yana daha güçlenen bu koalisyon, Suriye’de İŞİD’le mücadele yerine, Suriye devletiyle mücadele etmeye ikna ederek ABD’nin bu ülkedeki önceliklerini değiştirmede başarılı olmuştur. Böylece Amerika’nın öncelikleri bir kez daha değişti ve önceki konumuna daha güçlü bir şekilde geri dönmüştür.
Suriye sahasında yaşanan diğer bir stratejik gelişme, söz konusu ülkelerin Nusra cephesine karşı yaklaşımlarında meydana gelen değişimdir, Katar devletinin bu konuda önemli bir rolü olmuştur; Suudi Arabistan, Türkiye ve Amerika’yı sessiz sedasız bir şekilde bu gurubu terör listesinden çıkarmalarına ikna etmiştir. Bu girişim, Fetih hareketinin kurulması ve Nusra’nın onda idgam edilmesi doğrultusunda gerçekleşti. Bu yandan kuşatma hamlesi, ABD’nin politikalarındaki değişimi daha hızlı ve daha sade açıklayabilir. Öte taraftan Nusra cephesi ideolojik olarak el-Kaide’den ilişkilerini kestiğine dair bir bildiri yayınlamasına mecbur edildi, elbette bu konu özellikle Ürdün’de Nusra cephesini destekleyen bazı selefi şahsiyetlerin sert itirazıyla karşılaştı.
Suudi Arabistan kralı, ülkesinin Yemen’e karşı başlattığı savaşın istenilen şekilde olmadığı ve sınır çatışmalarında kendini belli ettiği gibi Arabistan için olumsuz sonuçlar beraberinde getireceğinin farkındadır. Bu nedenle, Suriye’de yeni bir savaşın kapısını açmanın gayetindedir. Arabistan kralı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bu doğrultuda en güvenilir müttefik olarak görmektedir, zira oda takriben kaybedilen bir savaşa müdahil olması nedeniyle büyük maliyetler ödemiş ve bunlara ilaveten iki milyon Suriyeli mülteci Türkiye’de bulunmaktadır.
Sayıları 5 bininin üzerinde olan Suriye muhalif güçlerinin Amerikalı uzmanlar tarafından Arabistan, Ürdün ve Türkiye’de İslam Devleti (İŞİD) ile mücadele adı altında eğitilmesine başlandı. Bu güçlerin asıl amacı tabiî ki Suriye devletidir.
Bu güçleri eğitme operasyonunun 18 ülkeden 10 bin askerin katılımıyla Ürdün’de yapılması beklenen “Aslan Pusuda” adındaki tatbikatla aynı zamana denk gelmesi, tesadüf değildir. Keza bu iki önemli gelişme, yani “Aslan Pusuda” tatbikatı ile Suriye’ye muhalif yeni güçlerin eğitilmesi, Ürdün’ün Suriye sınırındaki aşiretleri donatmaya yönelik girişimiyle aynı zamana denk gelmiştir.
Bazıları, “Aslan Pusuda” tatbikatının 2011’de aynı devletlerin katılımıyla ve aynı zamanda düzenlendiğini öne sürüyorlar, doğrudur ancak bu tatbikatın beşinci turunda yeni olan gelişme, Afganistan ve Irak savaşlarında kullanılan ve bu iki ülkeyi viraneye çeviren Amerikan B-52 uçaklarının yer almasıdır. Bu uçakların sadece İŞİD’in askeri alt yapılarını yok etmek için bölgeye geldiklerine inanmıyoruz; çünkü F-15 ve F-16 savaş uçakları da bu amacı gerçekleştirmeye kadirler.
Gerçek savaşın ön hazırlığı olan psikolojik savaş, bu günlerde amansız bir şekilde Suriye devleti ve müttefiklerine karşı başlamıştır. Geniş medya imparatorluğu, özellikle Katar ve Suudi Arabistan’a bağlı medya organları bu savaşı, Lazikiye ve kuzey sahillerde bulunan Suriye devletine bağlı insani ve askeri unsurların ve genel olarak Suriye Arap ordusunun moralini tahrip etmek amacıyla yürütmektedir. Elbette karşı tarafta Lübnan Hizbullah’ı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Suriyeli müttefikini desteklediğini açıklamak için bir konuşma yaptı ve Suriye ordusunun moralini yükselmek için Kalamun’u geri alma savaşına güçlü bir şekilde müdahil oldu.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’dan oluşan üçlü koalisyonun dolaylı olarak Nusra cephesini himaye etmeleri İŞİD’i kızdırabilir ancak buna rağmen deneyimlerimiz göstermiştir ki Arap bölgesi dünyada en fazla değişimlerin yaşandığı bir bölgedir; öyle ki bu bölgedeki gelişmeleri öngörmek oldukça zordur. Keza deneyimle sabit olmuştur ki çıkarlar ve öncelikler değiştiği kadar düşmanlarda değişmiştir, Ortadoğu bölgesi sürekli böyle olmuştur, savaşların ve değişken koalisyonların ebedi sahası olagelmiştir.
Çev: Mehmet Gönül